on one - Türkisch Englisch Wörterbuch

on one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "on one" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
British Slang
on one adj. tepesi atmış
on one expr. deliye dönmüş

Bedeutungen, die der Begriff "on one" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
on one's own adv. kendi kendine
General
a new one on me n. şaşırtıcı bir şey
one's outlook on life n. hayata bakışı
a chip on one's shoulder n. öfkesi burnunda olma
a chip on one's shoulder n. kavgaya hazır olma
the smile on one's lips n. dudaklarındaki tebessüm
one on one n. iki kişinin yüzleşmesi
one on one n. iki kişinin buluşması
one-on-one n. iki kişinin buluşması
one-on-one n. iki kişinin yüzleşmesi
set one's heart on v. gönül bağlamak
proceed on one's way v. yoluna devam etmek
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
be on one's honeymoon v. balayına gitmek
turn one's back on v. sırt çevirmek
focus one's attention on v. ağırlık vermek
take on one's back v. arkalamak
step on one's foot v. ayağına basmak
be on one's mettle v. elinden geleni yapmaya hazır olmak
lie on one's back v. arka üstü yatmak
rest on one's laurels v. rehavete kapılmak
keep one's mind on v. kafasına takmak
take one's time on v. bir iş için istediği kadar zaman harcamak
go down on one's knees to v. diz çökmek
be on the tip of one's tongue v. dilinin ucunda olmak
make one's hair stand on v. tüylerini diken diken etmek
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
laugh on the wrong side of one's mouth v. gülerken ağlamak
put on one's shoes v. ayağını giymek
have both one's feet on the ground v. aklı başında olmak
put on one side v. sonraya bırakmak
keep one's eye on v. göz kulak olmak
land on one's feet v. şansı yaver gitmek
get one's own back on somebody v. intikamını almak
lay one's hands on v. yakalamak (cezalandırmak/dövmek için)
lie on one's back v. sırtüstü yatmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
back on one's word v. su koyvermek
hold out on one v. birinden gizlemek
fall on one's feet v. dört ayağının üstüne düşmek
set one's heart on v. baş koymak
be on one's own v. yalnız başına kalmak
set one's sights on v. amaçlamak
be on one's own v. başının çaresine bakmak
fall on one's feet v. atlatmak
tread on one's corns v. damarına basmak
have a lot on one's plate v. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
vent one's spleen on v. hırsını çıkarmak
welsh on one's promise v. sözünü tutmamak
have both one's feet on the ground v. gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek
wreak one's anger on v. öfkesini birinden çıkarmak
have a chip on one's shoulder v. çok alıngan olmak
be thrown back on one's own resources v. yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak
be dead on one's feet v. ayakta uyumak
be on one's guard v. dümen kullanmak
rest on one's oars v. ağırdan almak
land on one's feet v. dört ayak üzerine düşmek
have one's eyes on v. göz koymak
wreak one's anger on v. kızgınlığını başkasından çıkarmak
be etched on one's memory v. kafalara kazınmak
get one's hands on v. sahip olmak
fix one's attention on v. dikkatini bir yöne çevirmek
be on one's period v. regl olmak
dash water on one's face v. yüzüne su çarpmak
be on one's hands v. sorumluluğunda olmak
be on one's feet v. ayakta olmak
fall on one's feet v. başarmak
lay one's hands on v. elde etmek
have one's hair stand on end v. ürpermek
be on one's own v. başkasından yardım görmeden geçinmek/rızkını kazanmak
go back on one's promise v. sözünden dönmek
alight on one's feet v. ayağa kalkmak
rest on one's laurels v. kazanılan şöhretle yetinmek
lay one's hand on v. bulmak
put on one's shoes v. ayakkabı giymek
plump down on one's knees v. dizlerinin üzerine çöküvermek
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
lay one's hands on v. bulmak
have one's nerves on edge v. asabileşmek
wreak one's anger on v. hıncını başka birinden almak
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
set one's mind on v. baş koymak
get on one's nerves v. sinir etmek
grate on one's nerves v. sinirine dokunmak
put one's finger on v. anımsamak
be on one's way out v. çıkmak
go back on one's word v. sözünden dönmek
get one's hands on v. yakalamak
fix one's attention on v. dikkatini çevirmek
have a lot on one's plate v. çok fazla işi olmak
go down on one's knees to v. ayaklarına kapanmak
get on one's nerves v. sinirini bozmak
fall flat on one's face v. kapaklanmak
lay one's hands on v. sahip olmak
get on one's nerves v. birinin sinirine dokunmak
be on one's own v. kendi kendini geçindirmek
have one's eyes on v. gözü olmak
put one's finger on v. hatırlamak
be on one's own responsibility v. yaptığı şeyden kendisi sorumlu olmak
have one's own back on somebody v. intikamını almak
lie on one's back v. sırt üstü yatmak
stand on one's own two feet v. kendi yağıyla kavrulmak
stake all one's money on one gamble v. rest çekmek
get on one's nerves v. sinir bozmak
set one's heart on something v. baş koymak
get one's hands on v. eline geçirmek
default on one’s debt v. borcunu ödememek
take on one's lap v. kucağına almak
put on one's clothes v. üstünü giymek
wreak one's anger on v. sinirini başka birinden almak
set one's mind on v. kafasına koymak
take on one's back v. sırtlamak
lay one's hands on v. ele geçirmek
let something prey on one's mind v. dert etmek
go down on one's knees to somebody v. ayaklarına kapanmak
set one's mind on v. çok istemek
set one's mind on something v. kafasına koymak
fall on one's feet v. sıyrılmak
pin one's hopes on v. ümit bağlamak
pull a fast one on somebody v. kazık atmak
set one's heart on v. çok istemek
be on one's honeymoon v. balayında olmak
set one's heart on v. gönül vermek
stand on one's own feet v. kendi yağıyla kavrulmak
stand on one's own legs v. kimseye muhtaç olmamak
turn one's back on v. dirsek çevirmek
fall on one's knees v. dize gelmek
get one's hands on v. belirli bir işe başlamak
get one's hands on v. belirli bir işe alışmak
got one's hands on v. belirli bir işe alışmak
got one's hands on v. belirli bir işe başlamak
stand on one's own legs v. ayakları üzerinde durmak
stand on one's own legs v. kendi ayakları üstünde durmak
put one's finger on v. en doğru olanı söylemek
put one's finger on v. üzerine basmak
put one's finger on v. üstüne basmak
have one's own back on v. acısını çıkarmak
get one's own back on v. acısını çıkarmak
get one's own back on v. acısını çıkartmak
have one's own back on v. acısını çıkartmak
have one's eyes on v. gözü (bir şeyin) üzerinde olmak
fix one's eyes on v. gözünü dikmek
be an expert on one's field v. alanında söz sahibi olmak
have a gun on one's possession v. silah bulundurmak
put one's life on the line v. hayatını riske atmak
put one's life on the line v. hayatını riske sokmak
set one's eye on v. göz dikmek
vent one's spleen (on) v. hıncını çıkarmak
focus one's energy on studies v. çalışmalara ağırlık vermek
set one's seal on v. damgasını vurmak